loader image

SAĞLIK HUKUKU VE TIBBİ MALPRAKTİS DAVALARI

Sağlık hukuku, hasta hakları ile hekimin ve sağlık kuruluşunun yükümlülüklerini dengeleyen, etik ve hukuki kurallar bütününü ifade eder. Tıbbi uygulama hatası olarak bilinen malpraktis, bir hekimin mesleki bilgi eksikliği, dikkatsizliği veya tedbirsizliği sonucu hastasına zarar vermesidir.

Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımının Önemi

Hukuki süreçlerin en kritik noktası, meydana gelen zararın “malpraktis” mi yoksa “komplikasyon” mu olduğunun tespitidir. Komplikasyon, tıbbi müdahalenin doğasında bulunan, her türlü önleme rağmen oluşabilecek risklerdir ve hekime kusur atfedilemez. Malpraktis ise standart tıbbi uygulamanın dışına çıkılmasıdır. Bu ayrım, genellikle Adli Tıp Kurumu veya Yüksek Sağlık Şurası gibi uzman kuruluşlardan alınan raporlarla netleşir.

Aydınlatılmış Onamın Hukuki Geçerliliği

Bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için hastanın “aydınlatılmış onamının” alınmış olması şarttır. Hekim; yapılacak işlemin risklerini, yan etkilerini ve varsa alternatif tedavi yöntemlerini hastaya anlayabileceği şekilde aktarmalıdır. Sadece matbu bir formun imzalatılması, hukuken tam bir aydınlatma yapıldığı anlamına gelmez. Onamın kapsamı ve zamanlaması, olası bir tazminat davasında ispat yükü açısından en önemli delillerden biridir.

Maddi ve Manevi Tazminat Süreçleri

Tıbbi hata sonucu bedensel bütünlüğü bozulan veya vefat eden hastanın yakınları, maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Kamu hastanelerinde meydana gelen vakalarda “hizmet kusuru” ilkesi gereği idareye karşı İdare Mahkemesi’nde dava açılırken; özel hastanelerde “vekalet sözleşmesi” veya “haksız fiil” hükümlerine dayanarak Tüketici veya Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde dava açılır. Tazminat miktarı; hastanın yaşı, maluliyet oranı ve uğranılan manevi yıkım dikkate alınarak hesaplanır.

×

Merhaba! Randevu ve diğer talepleriniz için iletişime geçebilirsiniz.

× Whatsapp Destek